Bir Yazlıkçının Günlügü


Babam hep der ki: 'Biz bu yazlık işini yanlış yaptık. Yeni yerlere gidebilirdik ama yazlık olunca bağlanıp kaldık tek yere.' Bir yandan haklı babam; tatil planı yapma ve yeni yer keşfetme arzusunu baltalayan bir imkan yazlık. Ama bunu değiştirmek de kişinin elinde, ev kaçmıyor ya bir hafta git başka bir yere. Aslında babamın derdi biraz da sıcak havayla. Karadeniz uşağı, Ege'de tatil fikrine ısınamadı bir türlü, çok sıcak onun için çünkü ve kel olmasından ötürü başına güneş kremi sürüp gölgede oturmak zorunda olanlar için Bodrum gerçekten zor onu da anlamak gerek.

Bütün yazı orada geçirmek, altalta konduğu zaman ciddi bir maddi yük aslında. Çünkü üzücü de olsa son 10 senedir sahillerde para vermeden kendi havlunuzu suyunuzu getirip denize girip eve dönebileceğiniz tüm alternatifler ortadan kalkmış durumda. En mütevazı köylerin plajları bile adım başı farklı işletmeler tarafından kapatılmış; bu işletmeler kumun başladığı yerden başlatıyorlar şezlonglarını ve denizin dibine kadar sıra sıra yayılıyorlar. Kimisine o da yetmiyor, bir de denize iskeleyi konduruveriyor ve orada gününüzü geçirmek istiyorsanız sizden daha fazla para istiyorlar. Şimdi burada her şey rant olmuş diyerek bu güzelim yaz günü canınızı sıkmayacağım. Çünkü Bodrum inanılmaz bir yer ve sinirlensem de son yıllardaki bu değişimlere, benim için ev. Ayakkabılarınızı çıkarmanıza gerek yok içeri buyrun lütfen;




Akyarlar, Turgutreis'e bağlı eski bir balıkçı köyü. Tabi artık balıkçılıktan pek eser kalmamış durumda, turizme daha çok ağırlık verilmiş. Karşısında Kos adası. İki kıyı arasındaki mesafe öyle az ki, sanki farklı iki ülke değil de başka bir koymuş gibi. Kos'a günübirlik turlar yapabilme imkanınız var, Bodrum limandan kalkan feribotlarla gidebilirsiniz ve Kos'ta bir gün geçirebilirsiniz. Kolayca vize alabilme imkanınız var, günübirlik turlar için sağlanmış bir imkan. Ama ben her şekilde Schengen vizesi almayı tercih ederim. Çünkü belli olmaz, niyeti bozup başka yerlere geçmek istersek şansımız olsun :)


Akyarlar'ın eski adı Kefaluka. Şimdi de koyun bir ucunda aynı isimli bir otel var. Otelle ilgili tek bilgim, gece rüzgarla gelen müzik seslerinden anladığım kadarıyla dj değişikliğine ihtiyaçları var. 

Akyarlar'ın denizi gerçekten güzeldir. Bodrum'daki her koy gibi burada da farklı işletmeler var sahilde, seçin beğenin birini ve denizin tadını çıkartın, hepsi benzer ayardadır. Akşam ise Akyarlar' da emektar Sedir Cafe'miz mevcut. Şimdiden söyleyeyim, yaş ortalaması yüksek olur. Oturur çayınızı yudumlar dondurmanızı yersiniz, isterseniz tavla atar okey masası kurarsınız emekli yaşantısına özenenlere birebirdir. Bir de limanın girişinde bir kahve vardır, çok rica ediyorum giderseniz orada benim için bir kuşburnu için, bir de yarım sucuk kaşar tostu alıp afiyetle yiyin. Ben tercihen gece 1'den sonra yiyorum, maksat heyecan olsun.

Akyarlar' a yakın ayrıca akşam yemeği yenebilecek çok güzel bir yer; Fener Restaurant. Adı üstünde, Turgutreis'e giderken eski fenerin orada. Rakı balık yapıp güzelce de sohbet etmek mi istediğiniz, denizin dibinde Fener müthiştir.
Turgutreis gerçekten büyük bir yerleşim yeri. Bodrum'un mahallelerinden en büyüğü. Marina, Çarşı ve sahil kısımlarına ayırırız biz. Hepsinin birbirinden farklı bir havası vardır. Marinada kendinizi İstanbul'da, çarşıda kendinizi bir Anadolu kasabasında, sahilde kendinizi Akdeniz akşamları söylenen klasik bir tatil mekanında hissedebilirsiniz. Marinanın içinde oturup vakit geçirmek için barlar ve cafeler mevcut, ayrıca alışveriş yapmak istediğiniz anda bir çok marka elinizin altında. Klasik marina mantığı. Park sorunu yaşamanız muhtemeldir, özellikle Bayram döneminde gitmişseniz bu çok büyük sorun, o yüzden marina yerine dolmuşların kalktığı yeri sorun, oradaki otoparkı tercih edebilirsiniz. Benim marinada en çok sevdiğim şey, açıkhava sinemasının olması.



Açıkhava sinema kültürü kesinlikle geliştirilmesi gereken bir kültür Türkiye'de. Ellerde çekirdek Türk filmleri izlenirmiş mahallelerde yaz aylarında. Şimdi çok az, bazı belediyeler arada yapıyorlar ama imkanlar sınırlı çok ilkel. Marinadaki sinema çok güzel işte bu yüzden. Vizyondaki filmlerin çoğunu bulabilirsiniz. Gitmeden önce arayın seans ve filmleri öğrenin. Kurulun şezlonglara alın şalınızı ve filmin keyfini çıkarın.




Turgutreis'te ayrıca çeşitli el işi ürünlerinin satıldığı marinayla çarşı arasında bir alan var. Her yerde istemediğiniz kadar kolye küpe bileklik bulabilmeniz mümkün. Benim buradaki en sevdiğim yer ise Gayıkçı. Buranın sahibi küçük maket tekneler yapıyor ve isterseniz üstlerine isminizi yazdırabiliyorsunuz. Rengarenk kumaslardan yelkenler dikilmiş ve tekneler de rengarenk boyanmış halde Gayıkçı'nın tezgahında sizleri bekliyor.


Çok mühim notlar: Turgutreis'e gelip de Bitez Dondurmacısı'ında bir dondurma yemeden olmaz. Ayrıca Sünger Pizza yazısını gördüğünüz anda ikinci kez düşünmeyin. İçeri girin. elinize menüyü alın ve bir pizza siparişi verin. ASLA PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ.


Bodrum'un merkezine geldiğimizde, kocaman turistik bir şehir var önümüzde. Bütün evler size saydığım her yerde beyaz, başka renkte binaya çok ender rastlanır. Beyaz bir şehirden bahsediyorum yani içiniz açılıyor. Bodrum'un çarşıda her yer kuyumcu, derici, takıcı dolu.  Kapalı Çarşı' da yürürsünüz sanki. Zaten Bodrum sandaletleri meşhurdur, dericileri anlıyorum ama kuyumcular? HEP TURİSTE PARA TUZAĞI. Yürümek bile bazen çok zor olur Bodrum' da. Ben hareket etmeden 10 dakika yerimde beklediğim bir yaz hatırlarım. Şaka yapmıyorum, çarşının sonuna doğru sokak darlaşır, bu darlaşma yerinde sıkışıp kalmak olağan bir durumdur. Gidiş sağ dönüş sol mantığı oturtulmaya çalışılarak yaya trafiği açılmaya çalışılır. Gerekirse yönlendirmek adına gönüllü bir vatandaş bir kartona bu şekilde yön talimatları yazar ve havaya kaldırarak insanların görmesini sağlar.



Bodrum' da da çok güzel bir marina var elbet. Bu bahsettiğim gezilen yerlerden biraz uzak kalıyor; Neyzen Tevfik Caddesi'ni takip edin orada bulacaksınız. Marinanın içinde mağazalardan cafeler restoranlar; isteyebileceğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Benim için en önemlisi, babama çizgi roman bakabileceğim bir D&R barındırması. Bodrum'da tek sorun kitap ve dergiye ulaşmak. Bodrum merkezde bu sorun eskiden kurulan devasa kitap pazarıyla halledilirdi, şimdi adım başı açılmış alışveriş merkezleri içindeki büyük kitapçılar da ihtiyaç karşılar nitelikte. Ama kitap pazarı müthiştir. Oranın yeri kalbimde ayrı.

Biz tabii ki içkilerimizi yudumlamaya istediğimiz saatte başlayabiliriz, ancak eğer eğlenmekse amacımız bu gece, kalabalık ve asıl bizi yerimizden kaldırıp oynatmaya başlayacak müzik 12'den sonra başlar. O vakte kadar ne mi yapılır? Gezin etrafı, Yunuslar Karadeniz Pastanesi'nde kendinizden geçerek tatlılar yiyin, zaten önünden geçerken fark etmemeniz imkansız, rengarenk envai çeşit kek pasta sütlü meyveli tatlılar.. Yürümek istemiyorsanız Sosyete Ice'a oturun, Bodrum Mavisi ve Big Bubble lı dondurma yiyin.



Eğer az vaktiniz varsa Bodrum'da Tekilacılar'da başlayın geceye. Delicesine oynamak kurt dökmek adına birebirdir, çıkın masalara dağıtın serbestisiniz. Ama bunu yaparken yalnız olmayın. Masadan allah korusun düşerseniz sizi aşağıda tutacak bir arkadaşınız olsun, tercihen yapılı bir arkadaş edinmeye bakın. Tekilacılar iki tane paralel sokaktan oluşuyor, farklı farklı yerler yanyana dizilmiş, önlerinde masaları var ve iki farklı mekan arasında farkı anlamanın bazen mümkün olmadığı, bütün sokakla birlikte eğlenilen bir yer. Az kişi giderseniz bir masanın ucuna iliştirilirsiniz, böyle bir durumda masanın geri kalanıyla kaynaşmayı seçebiliriz, tabi eğer gözünüz o tipleri tutuyorsa bunu yapın, yoksa rica ediyorum uzak durun sapığı var delisi var. Kalabalık giderseniz de ya imkanınız varsa arayın gideceğiniz yeri önceden haber verin, ya da kalabalıklaşmadan gidin masa kapın ve sonrasında keyfinize bakın. Bütün geceyi burada geçirmek de mümkün, baktınız içinizdeki eğlence ve oynama isteği çok sevdi Tekilacılar'da masaya çıkmayı, inmeyin orada oynayın tüm gece. Ama eğer ki farklı bir yer isterse canınız, bence en güzel yer Küba. Taş binası önünde, akşam yemek yiyebilir, gece de hem güzel içki içebilir hem de çok güzel eğlenebilirsiniz. İçkileri özellikle çok güzel, kokteyllerini bir deneyin. Küba'yla aynı cadde üzerinde biraz ileride Helva da çok güzel bir mekandır, gidin orada da bir güzel oynayın hatta benim için de oynayın lütfen. Aynı cadde üzerinde bir çok yer mevcut, mesela Fink, siz müziğini beğendiğinize girin gitsin. Ayrıca bir de Bodrum'un girişinde Vittoria. Gençken Kule'ye giderdik. Ama bizlerden geçti. İki hafta önce Kule'yi ben kaldıramadım. Marilyn Manson fazla geldi. 21 yaşında bir emekliyim ben. Ama derseniz ki rock varsa ben de varım, Kule sizin için.
Dolmuşlar genelde sabah 5'e kadar var, ancak siz yine de sormayı ihmal etmeyin. Yoksa tek çareniz Bodrum'da uyumak olur çünkü ben taksiye o parayı vereceğime sahilde uyurdum. Bodrum'un taksimetresi korkunç yazıyor dostlar.

Bodrum yaz yaz bitmez, bir de bunun Gümüşlük'ü var. Gümüşlük hem sakin hem kalabalık. Hem fiyatları uygun hem de uçuk. Ayrı bir Gümüşlük yazısı yazılsa yeridir. 


Gümüşlük'te denize girmeyi pek sevmem, hoşuma gitmez denizi. Ama Gümüşlük denince artık akla ilk pazarı, ikinci olarak da Limon geliyor. Limon'da çok güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz; ancak esas olarak günbatımını izlemek için müthiş. Gümüşlük pazarı ise her akşam kurulan tezgahlar, ve bu tezgahlardaki her çeşit takı dekoratif eşya ile dolu. Ayrıca bir de kocaman bir dükkan var ki, Cadı. Fiyatlar yüksek, içerisi hep çok kalabalık, ama Cadı'da bir tur atmadan dönen olmaz sanırım Gümüşlük'ten. Bir de, eğer yemek yemek istiyorsanız kesinlikle Mimoza'ya gitmelisiniz. Birsürü balık restorantı vardır sahilde, ancak Mimoza gerçekten en güzeli. Fiyatları, yüksek, baştan söyleyeyim. Ama değer, çok keyiflidir. Eğer diyorsanız ki ben para harcayamam, o zaman da belediye kahvesine buyurun. Gümüşlük'te her bütçeye uygun bir çözüm var.




Son olarak önemli yerler benim için; Yalıkavak' ta Panorama Pasanda Geriş Köyü'nde inanılmaz bir yer. Ciğeri müthiş. Manzarasına aşık olacaksınız gerçekten söylüyorum. Alın yanınıza en yakın dostlarınızı ve sadece keyifli vakit geçirmeye bakın.


Ayrıca yine Yalıkavak'ta Havva Ana'nın kahvaltısı en lezizi. Gidin Havva teyzenin güzel böreklerinden yiyin ve bir çayını için.

Peki bu kız denize nerede giriyor derseniz; Akyarlar'ın bir yan koyu Karaincir'dir. Bodrum'un tüm denizlerine girmiş bir insan olarak söyleyebilirim ki, en güzel deniz buradadır. 21 senedir alışkanlık mıdır bilinmez, ama babamla her sene yaptığımız geleneksel koy turlarında hep son adres yine Karaincir olur, orada denize girmeden kendimi denize girmiş gibi hissetmem. Yüzmeyi öğrendiğim yerdir, sahili kaplayan işletmelerin hepsini teker teker denemişizdir. Alabildiğine kumdur denizin dibi, ve çarşaf gibidir su her zaman. Yolunuz düşerse Bodrum'a, Karaincir'de denize girmeden dönmeyin. Tülay Teyze'nin de bir süt mısırını yiyiverin.

-G



Tags:

Share:

2 yorum