SOFAR SOUNDS: BASKA BIR KONSER MÜMKÜN



Sofar’la tanışmam 8 ay önce Londra'da oldu. Ancak İstanbul ayağı beni daha çok heyecanlandırdı. Zira İstanbul'da bu tarz etkinlikler pek görülmezdi ve kendi dilimde güzel müziğe açtım. İstanbul’a geldiğim nadir zamanlarda denk getirmeye çalıştım ama olmadı, kısmet temmuz ayınaymış.

Peki nedir bu sofar? 

Pubların, barların gürültüsünden sıkılan insanların başka bir konser mümkün olmalı diyerek yola çıktıkları bir organizasyon. Sofar’ın açılımı Sounds from a Room (Odadan sesler). Yani gönüllü insanların salonlarında düzenlenen gizli bir konser etkinliği. Aslında 70i aşkın şehirde olan global bir müzik hareketi. 2009 yılından beri Londra'da yapılıyor. 2013 Aralık ayından beri de İstanbul’da. Üstelik 5 yıldır 70 şehir arasında en hızlı büyüyen şehir İstanbul olmuş.



Gizli konser mi nasıl yani? 

Konserler mail grubu üzerinden organize ediliyor. Yani siz Sofar'ın mail grubuna üye oluyorsunuz. Onlar size ay başında konser tarihlerini yolluyorlar. Gitmek istediğiniz konser için bir mail daha atıyorsunuz. Yeterince hızlı davranmış ve ilk 50'ye girebilmişseniz konser gününden iki gün önce size bilgiler yollanıyor. Yani siz o zamana kadar konserin nerede yapılacağından ve kimlerin çıkacağından bihabersiniz. İki gün kala size evin adresi ve grupların isimlerini yolluyorlar. Bu arada konserler kesinlikle ticari bir amaç gütmüyor. Özellikle tanınmamış lokal gruplarla çalışıyorlar. Hem dinleyicilerin yeni gruplarla tanışmasını sağlıyorlar hem de sanatçıların tanınması için ön ayak oluyorlar.

Sofarist'in oluşumu da Eda Demir'in emeği. Geçtiğimiz sene trend danışmanlığı yaparken karşısına çıkan Sofar onu da çok heyecanlandırmış. Eski bir arkadaşı sayesinde Sofar Londra ayağı ile iletişime geçmiş. Sonrasında global ekiple de anlaşıp, takım arkadaşı Gözde Tekay ile birlikte 6 ay gibi bir süre içerisinde Sofarİstanbul ayağını kurmuşlar. İyi ki de kurmuşlar!

Gelelim bizim Sofarist deneyimimize.. 

Konser cumartesi günüydü. Gelin görün ki durmamacasına yağan bir yağmura uyandık. Konser akşam Levent’te bir evin bahçesinde olacaktı. Acaba iptal mi olacak darken Sofarist’ten mail geldi: Bu ne hava yahu! Konser yerimiz değişmiştir.

Yeni konser yeri Moda’ydı. Aslında işimize gelmedi de değil. Hem eve yakın hem bildiğimiz yer. Gün içinde planımızı ona göre yaptık. Yani plan derken evde oturup turta yaptık. Çikolatalı şeftalili. Mis. (hatırlatın bir ara tarifi verelim). Gün içinde akşam konserde çıkacak Can Kazaz'ın şarkılarını dinledik. Saat 6 gibi Modadaydık. 

Saat 7 gibi bizi içeri almaya başladılar. İçeri girerken meraklı gözlerle nasıl bir evdeyiz acaba diye çaktırmadan etrafa bakındık. Sonra yüksek tavanlı, geniş pencereli muhteşem manzarasıyla çok güzel bir salona aldılar bizi. Bir köşede kütüphanesi, şöminesi, ahşap masasıyla (ah o ahşap masa!) hemen ısındık ortama. (Buradan ev sahibine Gözde'ye de ayrıca teşekkür ederiz) İçeri girenler koltuklara ve yere kuruldu. Herkeste hafif bir tedirginlik. Sonra Eda bize kısaca Sofar’ın ne olduğunu ve kurallarını anlattı. Bu arada Sofarist ekibi ayrı tatlı. Herkes çok sevimli ve içten. İşlerini ciddiye alıyorlar. Samimi ve keyifli bir ekip. Enerjilerini bize de aktarmayı başardılar. 

Sahneye ilk Biz çıktı. Biz’i ayrı bir sevdim. Yeni bir şeyi keşfetmenin heyecanıyla nasıl anlatsam bilemiyorum. Şimdi defterimdeki notlara bakıyorum. “Biz” gibiler yazmışım. Yazdığımda gülümsemiştim hatta fark etmeden çıkan kelime oyununa. Ama gerçekten bizim gibiler. Yaptıkları müzik İngilizce dinlemeye alıştığım indie şarkılar gibi. Bildiğim sevdiğim tınılar. Ama bu sefer tanıdık bir şeyler var. Güzel bir haber, grup bu ay albüm hazırlıklarına başladı. Yakın zamanda onları bol bol dinleyeceğiz. (Spotify'da ilk albümleri var: Müzik İstiyoruz)

Biz'den sonra sahneye Can Kazaz çıktı. Şarkılarını bir gün öncesinden dinleyeme başlamış dilimize dolandırmıştık bile. Can’ın ilk konseriymiş Sofar. Ayrı bir heyecanlandık ilk dinleyecekler olarak. Nereye gidiyoruz, Biraz, Kırlangıçlar gibi derken bitiverdi. Akustik tatlı şarkılarıyla huzur veriyor insana. Şarkı sözleri ayrı güzel. Zaten konser sonrasında şunu fark ettik; dinlerken şarkı sözlerini fark etmek ayrı bir haz veriyor insana. Yabancı dilde müzik dinlerken ister istemez ilk odaklandığın müzik oluyor sözlerdense. Halbuki kendi dilinde dinlerken insan bir anda söze odaklanıp bir gülümseme kondurabiliyor suratına. Baktım Gülce hemen not bile almış bazı sözleri. Umarım Can'ı ilerde daha fazla dinleyebiliriz. Bu aralar albümünü de çıkardı bilginize.

Can Kazaz hakkında küçük bir bilgi: yahu bu isim bir yerden tanıdık geliyor diyenler varsa, MCRecep ve Gaz Arkadaşları? Evet Can Kazaz işte o meşhur Tayyip Erdoğan remixleri yapan insan. Sanırım Gezi döneminde bir çoğunuzun karşısına çıkmıştır. İnsanı hayrete düşüren, güldüren, allahım yok böyle bir şey çok zekice, dinlemez olaydım dilime dolandı işte dedirten...kısacası sizi şöyle alalım da biraz da sizin dilinize dolansın. Bir kişi iki kişi üç kişi dört kişi orda da bunugörelim...

Son olarak da Ah!Kosmos çıktı sahneye. Elektronik müzik yapan Ah! Kosmos Türkiye’de eşine az rastlanır bir müzik yapıyor. Çok katmanlı, derin ve kişisel bir müzik icra ediyor. İşin güzel yanı sözlü bir iletişim kurmadan dinleyiciyi içine çekebiliyor. Eda'nın dediğine göre sofarist tarihinde ilk ayakta dinlenen grup Ah! Kosmos olmuş. Açıkçası buraya minik bir not düşmek istiyorum; izin verilse ben Biz'de de ayakta durmak isterdim.
Konserden son derece doygun ve yeni müzikler keşfetmenin hazzıyla ayrıldık. Sofar gerçekten de çok farklı bir konser deneyimi. Benim gibi müzikten keyif almak için gelmiş bir grup insanla beraber olmak çok güzeldi.

İstanbul dışındakiler için iyi haber!

Ekip ekim ayında sonra düzenli olarak farklı şehirlerde tek seferlik sofarlar düzenleyecek. Diğer şehirlerdeki lokal insanlarların organize edeceği bu sofarlar sofarist tarafından desteklenecek.

bir de haberi var bunun taze çıktı buyrun: http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/975910-istanbulun-yeralti-konserleri

-B
(ah kosmos için oğulcan'a teşekkürler!) 


Share:

0 yorum