İstanbul Postası: Garden Sale ve Salt Beyoğlu Sergisi

by - 9/11/2014


Bir kac ay öncesinde 6 7 Eylül'de Garden Sale oldugunu not düsmüstük. Degisik tasarimcilarin ürünlerinin oldugunu duydugumuzda cok heyecanlandik, souq gibi 'elit' tabakadan bir grup insanin kendi aralarinda düzenledikleri bir kermes havasi mi olacak yine acaba diye bir düsünce aldi bir an. Bu düsünceyi gerilere itip denemeye deger deyip ciktik yola.
Pazar sabahi Bade'yi Kabatas'ta beklerken ciseleyen yagmur, 10 dakika icinde abartisiz bir sele dönüstü. Kücükciftlik'e vardigimizda sirilsiklam olmustuk, sari bilekliklerimizi aldiktan sonra girdik iceri. (Kendimi bir otelde 'hmm bak bu müsteri her sey dahil ödemis' diye ayirmaya yarayan bilekliklerden takiyormus gibi hissettim) Standi olan herkes tentelerin altinda esyalarini koruma altina almisti. Yagmura kafa tutamazsin tabi acikhavada, 1 saate yakin bekledik ki yagmur dinsin. Sonunda dindi, günes acti hic yagmur yagmamis gibi. Tekrar dizildi masalara esyalar ve gezmeye koyulduk.

Souq gibi bir havasi olmadigi kesindi, ortam kesinlikle Brooklyn Flea'ya benziyordu. Sira sira dizilmis tentelerin altina kurulmus farkli tezgahlarda tasarimcilar ürünlerini sergiliyorlardi. Taki yapanlar, isi abartip kendi icin aldigi vintage kiyafetleri dolaplarina sigmayinca elden cikarmaya gelenler, kaktüs vazolarinin icinde minik sehir kuranlar, bez cantalara cesit cesit baskilar yapanlar, 'Ah bak bu tam annemlik' dedigim clutchlari olan bir stant ve daha niceleri. Ama en basta heyecanlandigimiz gibi bir hava yakalayamadik bir türlü. Cok degisik diyebilecegimiz bir tasarimciyla tanismadik. 

Bir elbise gözüme carpinca yöneldigim bir yerde bir cocukla tanistik, bez cantalariyla gelmisti. Cantalarin üzerine kendi cizimlerini bastirmis. Karakalem üc farkli hayvan cizimi vardi. Biz bufalolu olani secip aldik, boynuzlarinin basiyla birlesim noktasi sac gibi durdugu icin cok sevdik. Kendisi de cok sicak kanliydi. Bir bez cantayla ayrildik oradan. Kac milyonuncu bez cantamiz :))

Esas anlatmak istedigim sizlere, Salt Beyoglu'nda 5 Eylül'de baslayan Yazlik: Sehirlinin Kolonisi adli sergi. Garden Sale'den cikip Taksim'e gectik, tabi ki yorulmus iki insan olarak J'adore da bir cheesecake paylastik ki sekerimiz yükselsin enerji alalim (yoksa hic yemeyiz tabi). Oradan Salt'in yolunu tuttuk. Türkiye'de hepimizin aliskin oldugu 'yazlik' kültürünü mercek altina almislar. Sergiyle ilgili bir mail almistim bir kac hafta önce, eskiden beri varolan bazi yazlik mekanlarinin fotograflarini istiyorlardi. Bodrum yazilmadigi icin resim gönderemedim, burdan yetkililere sesleniyorum cok güzel Karaincir ve Akcabük koylarindan fotograflar mevcut 1980lerden kalma, ilgilenirseniz beni bulun.

Hayat dergilerinin farkli sayilarindan sayfalar karsiladi bizi serginin girisinde. Güneslenen kadinlarin, iskeleden atlayanlarin, Bogaz'da kareli masa örtülü cay bahceleri önünden denize girenlerin arasinda bulduk kendimizi. Farkli gazete küpürleri de asilmisti duvarlara dönemi anlatan. Resimlerin altindaki aciklamalar öyle naif bir dille yazilmisti ki, Türkiye'de habercilik dilinin gelisimine de tanik olabiliyorsunuz ayni anda. 




Deniz hamamlari varmis Cumhuriyet'ten önce, kadin ve erkeklerin ayri ayri denize girdikleri bölgelermis. 1934 tarihli bir gazete haberi, kadin ve erkeklerin ayri ayri denize girmesini garip karsiliyordu ve deniz hamamlarinin oldugu dönemde insanlarin kadin erkek birarada denize girmesine bakisini söyle anlatiyordu; 'Hele kadinin erkegin birarada girisi.. lafi olurken neseden, keyiften aklin civisi oynardi. Avrupada hatta burnumuzun dibindeki Köstence ve Varna'da bile böyle oldugunun bahsi acildi mi gözler parlar, dudaklar sarkar, icler cekilirdi.' Simdiki duruma bakiyorum geldigimiz, deniz hamami döneminde kalmis insanlarimiz hala var. Sergiye dönüyorum yurdumdan insan manzaralarina dalmadan. 
Sergide cok degisik acilardan ele alinmis yazlik. Cumhuriyet'ten önce saray ailesine mahsus olan Istanbul'daki sayfiye kültürünün, Cumhuriyet döneminde nasil önce halka yayilip, sonrasinda da cikartilan kiyi kanunlariyla Istanbul'dan Anadolu'ya yayildiginin portresi cizilmis. Bir hukukcu olarak Resmi Gazete küpürleri arasinda kendimi kaybettim. Meslek hastaligi.
Türkiye'de yerlesik yazlik sitelerin planlari ve bu sitelerde site sakinleriyle yapilan sözlesmeler dahil toplanmis. Bodrum ve Datca'daki Aktur siteleri, Güvercin'deki Artur sitesi incelemeye alinmis, ev planlari ve sitelerin planlari sergileniyor. Türkiye'de farkli bölgelerde yasayan ailelerin yazliklariyla ilgili de arastirma yapilmis, farkli ailelerin evlerinin resimleri ve evlerin tarihlerini anlattiklari kayitlar mevcut sergide. Ayrica Türkiye'nin farkli bölgelerindeki yazliklarin nasil konuslandigina dair bir atölye calismasi da yapilmis, su kaynaklarina göre konuslanan siteler, yerlesim merkezlerinden uzak siteler diye gruplamalar yapilmis.Cok güzel bir ayrinti daha, 1993 yilinda TRTde gösterilen Yazlikcilar adli dizi gösteriliyor giris katinda. Sergi yazlik kültürünü öyle farkli acilardan ele almis ki, biz gezerken cok sevdik. Kesinlikle kacirmayin derim. 16 Kasim'a kadar acik ve ücretsiz. 1 saatinizi ayirin sadece, pisman olmayacaksiniz. Cikista Salt,in kücük tatli bahcesine de ugrayin, ve Robinson'u yeni yerinde ziyaret edin.
Ciktiktan sonra tabi ki yemek yemeliydik, Ficcin'a gitmeye karar verdik cok sevmistik ilk denedigimizde. Asmali Mescit Kallavi Sokak'ta kaliyor, Meydandan Odakule'ye gelirken sagdaki Starbucksin sokaginda. Cok güzel Cerkes yemekleri yapan sirin bir restoran. Bir ficcin söyledim, Bade Cerkes mantisi söyledi. Şıralarımızı ve ortaya zeytinyagli bamyamizi söyledik, her sey cok lezzetliydi, gözünüz kapali Ficcin'a gidebilirsiniz. Lezzet garantisi bizden. Zevkine güvendigim bir arkadasim kahvaltisinin da cok güzel oldugunu söyledi, bir dahaki sefere kahvaltisini da deneyecegim, benden önce denerseniz, lütfen haber verir misiniz?
Bu yaziyi size Bodrum'dan yaziyorum. Serginin anlam ve önemine uygun olarak, yazlikci kimligimle karsinizdayim. Pazar günümüzü böyle gec yazmama sebep olan teknik sebeplerden dolayi özür diliyor, yazimi Refik Halid Karay'in 08.08.1943 tarihli yazlikta oturanlarin sorunlarini siraladigi bir konusmasindan alintiyla sonlandiriyorum. Bizi izleyin anacim. 
 
'Ç- Iki kilo seftali, bir kutu pasta hediye götürerek çoluğile çocuğile bir ögün yemege hak kazandigini sanmak haksizliktir. Bes kisinin bir tek yaramaz cocuktan yeg oldugunu da bilmelidir.

'F- Yazliga gidenlerin göcden önce kislik komsularina ve ahbaplarina "bekleriz, muhakkak geliniz, gelmezseniz güceniriz!" kabilinden sözlerine ciddi bir kiymet vermemelidir. Belki yazlikcilar o sirada heyecana kapilarak gönülden söylemislerdir ama yerlesip bir kac misafir akinini savdiktan sonra afallamis, apismislardir!' 

 Sözüm meclisten disari elbette, ama agzina saglik Refik Halid Bey Amca.

-G

You May Also Like

0 yorum