MIDILLI POSTASI: 4 GREEDY TURKS PART 2

by - 9/27/2014

Midilli Postasının ikinci bölümüne hoş geldiniz. İlk günün maceralarını buradan okuyabilirsiniz.



18 Eylül

İkinci günümüzün sabahı otelin mini açık büfesinde güzel bir kahvaltı yaptık. Otel kahvaltısıyla bir kez daha kalbimizi çaldı. Bir kere karpuz vardı benim için gerisi önemli değil. Kahvaltı sonrası kısa bir yol planı yapıp yola çıktık. Bunu kesin tekrar söyleyeceğim ama, Midilli'de yaptığımız en iyi şey araba kiralamaktı arkadaşlar. Hani sırf o "road trip" havası için bile değermiş. Galiba araba yolculuğunun en sevdiğim yanı arka koltuktan kim muavin olduysa onu darlamak oldu.

Road trip'i güzel yapan şeylerden biri de Midilli'nin doğası oldu. Vatera'dan ilk çıktığımızda ormanlık, sonra minnoş makiler sonra da sarılı bozkırlar arasından yol aldık. Adanın bir de kuru kısmı var ama ona son postada değineceğim. Zaten otel sahibimiz Takis sağ olsun kuru kısım tatil boyunca aramızda merak konusu oldu. Bir ara yol üzerinde Mesa adında bir yerleşkede Antik Yunandan kalma iki üç sütun görmek için durduk. Bir kaç yıkık taşın önüne levha koyup Osmanlı kaldırımı yazmışlar töbe yarabbim. Gitmeyin. Valla bi halt yok.

İlk durağımız Skala Skamnia oldu. Burası minik bir sahil kasabası. Limanında balıkçılar ve şirin hediyelik eşyacılar var. Liman boyunca yürüdük çok güzeldi. Bu arada ya bu Skala ne demek ki acaba sorumuzu tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak istiyorum artık. Skala sahildeki yerleşimlere verilen isimmiş. Özellikle yaz için uygun kış için elverişli olmayan yerleşimlere deniyormuş. Hazır mevsimlere girmişken, Eylül ayı Midilli'yi gezmek için çok iyi bir dönem. Hem araba yolculuğunu hem de yürümelerimizi kolaylaştırdı. Sabah denize girilen akşam hırkayla oturulan tatilden daha güzeli mi var!
İkinci durağımız Molivos oldu. Tepenin eteklerine kurulu bir sahil kasabası düşünün. Tepesinde bir kalesi, dar yolları, turuncu renkler ağırlıklı sokaklarıyla, pastaneleriyle kesinlikle favorim Molivos. Limanı da en renkli yer burası bence. İlk önce arabayla kaleye çıktık. Daha sonra limana inip yemek yeri bakınmaya başladık. Gözümüze en güzel gelen mavili kapısıyla To Ouzadiko Tou Baboukou oldu. Daha saat erken olduğu için kendimize bir meze ziyafeti çektirmeye karar verdik. 4 obur bir arada olunca işin ucu biraz kaçtı sanırım.

Restoranın sahibi Türk olduğumuzu duyunca bize Türkçe menü getirdi. Siparişlerimizi de Türkçe aldı. Midilli'de bir çok restoranda Türkçe menü bulmanız mümkün. Olmasa bile garsonlar hem Türkçe duymaya aşina olduğu için hem de meze isimlerimiz benzer olduğu için siz İngilizce söyleseniz bile size Türkçe karşılık veriyorlar. Gelelim bizim Yunan ziyafetimizde neler spariş verdiğimize:


Bir kere o kabak çiçeği dolması denenecekti. Burada yediğimiz biraz yağlı geldi ama içindeki peyniri çok güzeldi. Ama benim kalbimi çalan esas 4 peynirli güveçti. Düğün pastamı 4 peynirli güveç yapmak istiyorum desem ne kadar sevdiğimi anlatmış olur muyum? Hayır hala yeterli değil.

Onun yanına ahtapot kızartma, ki aramızdaki ahtapot sever bile çok başarılı bulmadı, patates ve patlıcan kızartma, midye pilav ki baya aşk yaşayanlarımız, evlenmek isteyenlerimiz oldu, masanın diğer incileriydi. Ortaya da kocaman bi feta peynirli Greek salatası söyledik.  Ah yaprak sarmayı unuttum. Bir de yanında minik cacığı olan, ama o cacık bizim cacık değil baya süzme yoğurtlu haydarimsi, bir yaprak sarma geldi. Benim nacizane portakal suyum ve Yunan birası Mythos söylendi. (Yazar şu dakika tekrar acıktı :() Sonrasında galiba bi 4 saat aralıksız yedik. 



Daha sonrasında Molivos'un ara sokaklarında gezinmeye başladık. Yazı boyunca tek ve son benzetmemi yapıp Molivos'un sokaklarını Şirince'ye benzeteceğim. Açıkçası Midilli'de hediyelik eşya pek yok. Saçma tshirtler ve organik adı altında kremler satan hediyelik eşyacılar var. Yani yine para harcayamıyorsunuz :) 


Molivos'tan sonraki durağımız Petra oldu. Güneşin batışı en güzel Petra'dan izlenir demişlerdi ama biz son dakika gelen bulut kümesi yüzünden gün batımı izleyemedik. Galiba en çok yerli insanı Petra'da gördük. Sokak arasında futbol oynayan çocuklar bizi de neşelendirdi. Sahilde bir yerde oturup üstünde minik Yunan bayrakları olan tatlılarımızı yedik. Akşam yemeğini atlayıp otele döndük. 


3. postayla görüşmek üzere! 

-B




You May Also Like

0 yorum