Bez Çanta: Kentler ve Anılar

by - 10/19/2014


Bez çanta hiç bir zaman bitmeyecek bir takıntı. Takıntı diyorum evet. Ne kadar alsanız yetmez. Hepsi ayrı mutlu eder sizi. Alt tarafı bez diyenlere inat her gittiği yerden alınır. Benim en sevdiğim yanı her taktığım çantanın arkasında farklı bir şehir, farklı bir anı olması. Bu yazıda hem bez çanta meraklılarını hem şehir sevdalılarını bir araya getireyim istedim. Tabi ki bütün çantalarımı koymadım korkmayın!



İçine dünyaları alan, bu arkası önü şehir silüetli çanta Oxford'dan. Oxford University dükkanından almıştım geçtiğimiz bahar. Londra'nın bütün karmaşasından ki aslında içinde bulunmaktan son derece memnun olduğum o karmaşadan sonra Oxford pamuk gibi gelmişti bana. Kentin her binası, her köşesi Harry Potter'dan çıkma gibiydi. Sınav dönemine denk geldiğim için herkes cüppeleriyle dolaşıyordu. Olacak iş değildi. İçimdeki tüm çalışma aşkını ortaya çıkaran kütüphaneleri, birbirinden görkemli collageları...Oxford özlenmiş.



New York
, New York! 2012 senesinde Amerika maceramızın 5 gününü bu güzel şehre ayırdık. Hayatımın en güzel tatiliydi. New York denince aklıma gelen ilk yerlerden biri; Strand Book Store. Galiba yaklaşık 5 saatimizi falan orada geçirdik. İçinde 18 mil kitap olmasıyla ünlü (biz gittiğimiz yıl 16ydı) bu yer adeta bir cennet. Strand aynı zamanda bez çantalarıyla da ünlü. NewYork'a gidenlere tavsiyem. New York'taki diğer sevdiğim kitapçılar; McNally Jackson Bookstore, Housing Works Bookstore Cafe ve St. Marks Bookshop



Botticelli ilk aşkımdı. 10 sene sonra tekrar gidilen Floransa'da tekrar aşık oldum Botticelli'ye. Şubat ayında 8 kişi farklı şehirlerden geldik İtalya'da toplandık. 9 günlük bol dondurmalı bol pizzalı bir macera yaşadık. Biz üçümüz bir araya gelince hele söz konusu olan sevdiğimiz sanatçılar olunca müzede saatler geçiririz. 11 yaşımda tanıştığım Botticelli aynıydı ama ben büyümüştüm artık. Daha farklı detaylara dikkat ettim, tekrar tekrar büyülendim. Primavera en sevdiğim eseri. Bu gidişimde Meryem'lerine de hayran kaldım.



Çok söze gerek yok aslında. Evet ben de Whovianım. En sevdiğim companion Amy Pond. Doktorlardan David'a aşığım Matt minnoşum. Allah Moffat'ı başımızdan eksik etmesin. En sevdiğim bölümler 6. sezonun ilk iki bölümü. Ah bir de Carrey Mulligan'lı Blink bölümü. Çok söze gerek yok dedim ama söz konusu Doctor Who olunca saatlerce konuşabilirim. E çanta da tabi ki Londra'dan!



Roma. Galiba aldığım en güzel bez çantalardan biri bu. Bir kere rengi! İlkin Bey'in çocuğunun torununun rızkını verdiği Colloseum gift shop'undan ben sadece bir bez çantayla ayrılmak için baya zorlandım. Colloseum'un daha doğrusu İtalya maceramızın en güzel anı buradan izleyebileceğiniz bu an. İsmail abi her yerde!



Kapanışı Edinburg'la yapıyorum. Ekim ayında bir çılgınlık yaptık gece bindik Londra'dan otobüse. Pazar sabahı saat 5'te kendimizi buz gibi soğuk Edinburg'da bulduk. Otobüs garında Tuğçe, ben ve tanımadığımız bir çocuk daha sabaha kadar uyuduk. Sonrası Edinburg sokaklarında donarak gezinmeler, etekli yakışıklılar, ara sokakta bulunan şeker dükkanının heyecanı oldu. Akşam pubda tanıştığımız Singapurlular tanıdığım en saçma çiftti sanırım. Bu çantayı da Old Town Context adlı bir dükkandan aldım. Mars çikolatası kızartmasına gelince, hiç deneme fırsatım olmadı. Ama merak etmiyor değilim.


-B

You May Also Like

0 yorum