SEVDIYSEK SUÇ MU #3

by - 3/11/2015

Mahalo Coffee Shop
1. Mahalo Coffee Shop
Karaköy'e gidince asla atlanmaması gereken bir mekandan bahsediyorum. Yeri inanılmaz, tünelden çıktığınızda Salt'a çıkar gibi yaparken hemen soldaki Söğüt Sokakta. Kahvesi, ortamıyla dört dörtlük diyebilirim. Lattesi başarılı. Ayrıca ilk denemek için gittiğimizde karnımız da açtı dolayısıyla kahveye sıra gelmeden içtiğimiz tarhana çorbası kendi mutfaklarından çıktığından olsa gerek çok lezzetliydi. Tatlısı var, çorbası var. Hepsi taze, hepsi hemencecik o gün mutfaktan çıkıyor. Kahvelerini anlatmaya gerek duymuyorum, gidip içmeseniz mi acaba HEMEN? Ayrıca çok güzel ders çalışılacak, rahat rahat kitap okunabilecek ferah bir mekana sahip. DAHA NE DİYEYİM.

2. Özkonak Lokantası
Şimdi şöyle bir durum var arkadaşlar. Ben bir fırın sütlaç arayışındayım. Kafamda bir sütlaç tadı var, bir türlü o ultimate sütlacı yiyemedim. Annem bir kere yaptı evde o mükemmeldi, sonra o da bir türlü tutturamadı bir şeyler oldu. Bu mükemmel sütlacı arayışımdan en yakın arkadaşlarımdan birinin babası haberdar olunca psikolog arkadaşım var numarasını vereyim mi demişti. Ama olay öyle değil ya. Böyle şekeri, pirinç miktarı öyle olacak ki. Ah işte bir bulsam, bir yesek. Vanilyalı, damla sakızlı falan hiç haz etmem ayrıca. Neyse, ben o kafamdaki muhteşemi ararken şu ana kadar bulduğum en güzeli Cihangir'deki Özkonak'ta. Özkonak'tan sütlaç alıp Firuzağa Kahvesi'nde çayla yeme/içme gibi bir ritüel oluşmaya başladı, hoş değil :( Bir de Galata'da dolaşan seyyar bir sütlaççı varmış, adamı bir yakalasam denemek istiyorum. BELKİ DE ODUR NE BİLİYORUZ. (Tuğçe bak canım git bir de şurada sütlaç ye diye önerileri asla geri çevirmem, anında kabul ederim)


Alıntı


3. Tehlikeli Oyunlar - Hem kitaptan hem de Erdem Şenocak'ın oyunundan
Benim izlediğim en zevkli, en oturduğum yerde huzursuzlandırıcı oyundu Tehlikeli Oyunlar. Erdem Şenocak öyle bir adam ki, gülsem mi ağlasam mı diye kekelemeye başlarken ya koyver sen Hikmet'i dinle diye seni sahneye alıyor sanki izlerken. Önce oyunu seyrettim geçtiğimiz ay. Oyundan sonra BENİM BU KİTABI ACİL OKUMAM LAZIM diyip kitaba saldırdım. Daha önce Oğuz Atay okumadım. İlk defa okuyorum. İlk defa da bu türdeki bir kitabı bu kadar zevkli okuyorum sanırım. Öncesinde oyununu izlememin de buna baya bir katkısı var. Hikmet baya hayatımın parçası şu aralar. Selamı var. Tanışmanızı tavsiye ederim kendisiyle. (Yazıyı yayınlayana kadar dün bir daha :))) oyuna gitmiş olabilirim)


Alıntı

4. Mozart in the Jungle
MAESTRO!!! Nasıl enteresan bir dizisin sen. Bazısı bir günde, bazısı da iki günde bitirdi diziyi. Tek sezon zaten. 10 bölümcük. Dizi kendisini sex, drugs and classical music üçgeninde tanıtıyor. Bana kalırsa her şeyden önce müzik. Resmen her bölüm sanki hakikaten New York Flarmoni Orkestrası'na konuk oluyorsun, provalarına bizzat katılıyorsun gibi. İçerideki entrikaları geç, oyunculara aşık oluyorsun. Abartmıyorum. Zaten Girls'ten tanıdığımız Jemima Kirke'nin kardeşi Lola Kirke oynuyor. Nasıl bir gen yapısına sahip bu kardeşler allah aşkına ya ayıp be kardeşim. Sonracığıma yeni ve eski iki orkestra şefimiz var. Biri Gael García Bernal (cancağzım), diğeri de Malcolm McDowell. Malcolm McDowell hakkında size şunu söyleyeyim, 40-45 sene öncesinden bir filmden tanıdık gelmesi lazım. Ben bu filmin o kadar eski olduğuna dikkat etmemiştim, yargılamayın, film kültürüm hakikaten iyi değil. İkisinin aynı insan olduğunu fark edince baya irkildim. Seneler çabuk geçiyor azizim. Of diziyi anlatıyordum. Bir çırpıda bitiyor ve fakat YETMİYOR. BAYA başarılı bana kalırsa.

5. L'oreal Paris Color Riche Collection Exclusive Pure Reds - Eva's Red
Kırmızı ruj alıp alıp sürmeyen kadınlar? SürEmeyen kadınlar? Neden çünkü dikkat çekiyor, neden çünkü kırmızı ruj demek zaten gözüken haliyle var olduğumuz seks objeliğimizi kat be kat arttıran bir olay. Ooooo kırmızı, hemen laf atayım, aranıyor belli. Bu konuya girersek iki kafa dağıtmaya şuraya yazdığımız şeyler zehir olacak, o yüzden kıyısından dönmek istiyorum, yoksa geliyorlar soldan soldan. Neyse, ben bunu sürerim ya çünkü çok güzelsin be diye aldığım bir ruj. Mac'in mat rujları gibi asla değil, bilakis bence baya nemlendiricili ama bulaşma yapmayan bir kırmızı. Ben kendime kiremite kaçan kırmızıları daha uygun hissettiğim için Eva's Red'de de bu durum mevcut. Zaten yanaklarım lüzumlu lüzumsuz pembe olunca gidip bi de pembe alt tonlu bir şey sürersem baya oluyorum palyaço. Bu ten rengine göre kırmızı olayını atlamayın ha. Rujların yapısı çok güzel. Hangisi uyarsa onu almanız tavsiyem, Blake's Red'de aşırı gözüm var ya.
- 33 veya 35 TL civarı olabilir, tam hatırlamıyorum


6. Rimmel London Provocalips 16hr Kissproof Lip Colour - 730 Make Your Move
Tam da sevgililer günü öncesi aldım ha. Kissproofluğunu deneyemedim kusura bakmayın -.- olan dener artık ona bir şey diyemeyeceğim. Benim dudağım baya baya renksiz, yeri geldiğinde de beyaz olduğu için rujsuz gezemiyorum bende biraz takıntı durum. Yolda yürürken, otobüste, derste hiç fark etmez dudağımdaki ruj gittiyse hiç affetmem sürerim, rahatsız oluyorum çünkü mezardan çıkmış gelmiş teyze görüntüsünden. O yüzden bir süreyim de kalsın dudağımda uğraşmayayım gün içinde maksatlı bu seriyi deneyeyim dedim. Sonuç: Başarılı. Özellikle bu rengine aşık oldum, hafif kahverengilik barındıran ama şeftali pembe tonlarında tam bir doğal renk. Altına lip balm uygulamadan sürseniz bile dudağımı kurutmadı deli gibi, çoğu kalıcı rujlar gibi. Ama altına kallavi bir lip balm uygulayıp ruj kısmını sürünce üstüne glossunu sürme gereği duymuyorum çoğu zaman. Gloss; sabitleme ve parlaklık verme amaçlı, ama ben parlak sevmediğim için ya çok hafif ya da altına lip balmla hiç glosssuz (kaç tane s oldu lan) kullanıyorum baya beğendim. Bizimlesin.
- 19,90 TL mi öyle bir şey

7. Ferit Edgü - Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı 
En sevdiğim Türk yazarlardan biri Ferit Edgü. Sizi kolayla içine alan sade bir dille ve adeta oyun oynar gibi yazıyor. Mesela bu kitap için size minik bir ipucu: kitabın ilk bölümü sanki bir fotoğraf albümünü anlatır gibi yazılmış. Her sayfada yeni bir fotoğraf "okuyorsunuz". Önce Çakır'ın sonra Kıni'nin hikayesi. Kitabı bitirdikten sonra bir kaç saniye arkanıza yaslanıp boğazınıza düğümlenen şeyin geçmesini bekliyorsunuz. Ayrıca yazmaya meraklı biriyseniz yeni yöntemler keşfetmek için de mutlaka öneririm Ferit Edgü'yü.

Will Darbyshire

8. Will Darbyshire
Size yeni Youtube crush'ımı ve bu ayın favori instagramını takdim ediyorum: Will Darbyshire. Kemik gözlük, güzel çene, introvert vee İngiliz aksanı :)) Instagramı bende acilen roadtripe çıkma hissini uyandırıyor. Will'in son videolarından keşfettiğim Tom Rosenthal . Take Your Guess şarkısını da buraya bırakıyorum. Afiyet olsun (NAM NAM NAM NAM).

- T.

You May Also Like

0 yorum