Survival Kit: Small Talk

by - 3/02/2015

Sevgili okuyucularımız, tatilin verdiği rehavetle bir süredir writers block yaşıyorduk. Üstümüzdeki ders stresini atalım derken kalem, kağıt, yazılı hiç bir metin göremeyecek hale geldik. Geri dönüşü yeni bir survival kit ile birlikte yapalım dedik. Bu sefer konumuz: SMALL TALK

Baştan söyleyeyim; ben doğal sosyal bir insan değilim. Introvertlik ile başa çıkma yazımızı okuyanlar bilir. Kendimi geliştiriyorum. Kesinlikle geliştiriyorum evet ama hala tam olarak beceremediğim bir şey var o da ilk kez tanıştığım bir insanla havadan sudan konuşmak. Bu yazıda size neyi nasıl yapacağınızdan daha çok neleri yapmaktan kaçınmalısınızı anlatacağım. Hadi başlıyoruz. 

1. Naaptın? Naapim? 

-Neler yapıyorsun?
-Ne yapayım.. Sen napıyorsun? 

Hop. İlk cümlede kitledin mi konuşmayı. Önce içinizdeki trakyalıyı bir durdurun. Sana bir soru sorulmuş, kendin hakkında konuşma fırsatı verilmiş. Ve sen "ne yapayım" diyorsun. Hatta biraz yayarak "naapiiim hiiiiç". Hiç olur mu! Bu bende resmen reflekse dönüştü arkadaşlar. Naaptın Naapim döngüsüne kapılıp gidiyorum. Kafamda o anda dönen konuşma aynen şöyle:

-bunu neden bilmek istiyor ki şimdi heff
-ay anlatıcam da nolcak üşendim
-sahi napıyorum ben
-bi şey yapmıyorum galiba..bi bakayım yok valla aklıma hiç bişi gelmedi
-ben neden hiç bişey yapmıyorum ya
-"NAAPİİM OKUL FALAN"  

O "okul falan" beni bitiriyor zaten. İnsan ne yaptığını FALANla mı açıklar. Özetle size "Napıyorsun" denildiğinde "Napim" demeden bir durun. Falan da demeyin. Ama cevap olarak ne verin onu bilmiyorum. Demiştim burda ne yapmamanız gerektiğinden bahsediyorum.




2. Kendinden Bahsedememek 

Aslında 1 numaralı maddemizle de alakalı. Siz karşınızdakine sen napıyorsun dediğinizde oo hayat hikayeleri dinlemeye başlıyorsunuz dimi. O da saçma da insanlar gerçekten kendileri hakkında konuşabiliyor. Siz illa hayat hikayenizi anlatmayın ama kendinizi anlatmaktan da çekinmeyin. Sanırım bunun için kendinizi ciddiye almanız gerekiyor. En azından başlarda ciddiye alırmış gibi davranın. Ben bu aralar öyle yapıyorum. İşe yarıyor sanırım. En azından hakkında iyi olduğum bir konuda konuşurken kendimi çocuk gibi hissetmemi engelliyor.

3. Kendini Anlatmamak için Soru Sormak

Kesinlikle yapmayın. Hele de karşınızdaki konuşmaya çok hevesli biriyse. Siz kendinizi anlatmaya alışık değilken karşınızdaki kendini inanılmaz önemli sanıyor olabilir. Aman! Tek taraflı bir diyaloğa kurban olup gidebilirsiniz. Susturamazsınız da karşınızdakini. Sıkıntıdan ölürsünüz. Hiç ama hiç merak etmediğiniz hatıralar, olaylar dinlemek zorunda kalırsınız. 

4. Başını 45 Derecelik Açıyla Sağa Eğmek 

Bu hareket beraberinde "yanii işte" kelimelerini de getiriyor. Eğmeyin o kafaları. Lütfen. Yani işte diye de kısaltmayın. Şirinlik de yapmayın :( Eğmek yok. 


5. Gereksiz Şirin Gülmeler

Hadi bakalım. En sevdiğim. İki tipi var. 
Bir. Merhaba merhaba tanışma faslını geçtiniz. Bir kaç cümle kuruldu. O sırada ortamdan çıkmanız gerekiyor mesela. Ama haydin görüşürüz de diyemiyorsun. O sırada "eheh" diye bir ses çıkarıp hiç bir şey demeden arkanı dönüp gidiyorsun. 
İki. Yaptığın iyi bir işe iltifat edildi. Bak sana bile değil. Yaptığın şeye. Ciddiyetle kabul etmek yerine "ehehehehhehe"ler, yanaklara giden eller, hop 45 derecelik açı geldi ve sonra patlattın bir "yaa öyle mi gerçekten". Napıyorsun? Yapma :(


6. Kedinizden Bahsetmek 

Herkesi kedi sever kabul edip çocuğunuzu anlatır gibi kedinizi mi anlatıyorsunuz. Welcome to the club. Büyük ihtimalle insanları sıkmaktan daha çok korkutabilirsiniz. Özellikle "ay dur" deyip telefonunuzdan fotoğraflarını göstermeye başladığınız an.. Ben gereğinden fazla "uzun bir kedim var" şeklinde cümleler kurdum. Ama gerçekten çok uzun bir kedim var ve işe yarasın ya da yaramasın small talka meze yapmaktan vazgeçemiyorum :( 

- B.

You May Also Like

0 yorum