BOZCAADA POSTASI: YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKENLER

by - 8/05/2015

Birazdan okuyacağınız Bozcaada postası aslında bir ihtiyaç üzerine, adeta Bozcaada'nın turistiği ve pahalılıyla başa çıkma yollarına adına yazılmış bir yazıdır. Mümkün olduğunca yardımcı, az para harcatan (minimum kazıklanma) ve dobra bir yazı olduğunu önceden belirtelim. Biz gittiğimiz yerlerde turist olmaktansa lokal gibi davranmayı tercih eden, en turistik yerde bile market alışverişi yapan, ev hissi yaratmayı seven insanlarız. Bozcaadayı çok sevdik ve 4 günlüğüne de olsa kendimizi evimizde gibi hissettik. Ama bunun belli başları yolları var. Bugün bunlardan bahsedeceğiz. Hadi bakalım.


BOZCAADA'DA YAPILMASI GEREKENLER:
ULAŞIM VE KONAKLAMA

Bozcaada minibüsünden, lokantasına, otelinden kuruyemişçisine kadar pahalı bir yer. Pahalı derken şöyle söyleyeyim: bariz kazıklanıyorsunuz. öyle güzel kazıklanıyorsunuz ki siniriniz bozuluyor. neticede biz hala daha öğrenci/çalışma hayatına bu ay atılan insanlarız ve canımız sıkılsın istemiyoruz.

Öncelikle ada ulaşımı minibüslerle sağlanıyor. Çeşitli koylar var ve onlara ancak bu minibüslerle gidiliyor. Minibüsün bir gidişi 4 tl. O yüzden benim size tavsiyem imkanınız varsa ARABA ile gelmeniz.
Arabanın size getireceği rahatlıklar:
tesis olmayan koylarda (neredeyse hepsi) kendi sandalye ve şemsiyelerinizi götürmek,
minibüslerin gitmediği koylara gitmek
ve tabi minibüs saatlerine göre hareket etmemek.
Son olarak da birazdan yapılmaması gerekenlerde bahseceğim günbatımı gezisine kendi başınıza gitmek.


Kahvaltımız :) 
Konaklama konusuna gelince... Ev hissi yaratmanın başlıca kuralı otel yerine gerçek bir evde yaşamak. Bu noktada Airbnb'ye başvuruyoruz. Gittiğimiz dönemde (temmuz sonu) bütün otellerden daha uygun bir seçenekti Airbnb.
Kaldığımız evi övmeden önce bir Airbnb evinde kalmanın faydalarını kısaca sıralayayım:
Mesela 3 kişi gidiyorsunuz ve tuttuğunuz ev 5 kişi kapasiteli. Bu size otelden daha esnek olmanızı sağlıyor. Tatilinizin yarısında İstanbul'dan gelen arkadaşlarınız size dahil olabilir yer stresi yaşamadan çok güzel bir tatil geçirebilirsiniz.


Bir evde kalmak sizi hem kahvaltı hem de akşam yemeği parasından kısmen kuratıyor. 4 gece dışarıda yemektense 1 ya da 2 gece dışarda yemek (keyfe göre) adadaki saçma fiyatları göz önüne alırsak bütçeyi baya rahatlatıyor. Hele bizimki gibi minik bir bahçeniz varsa, kendi mezenizi yapıp bir de yunan müziğinizi açarsanız..oh mis.
Adada bir evde kalmak ister istemez insanı biraz adalı gibi hissettiriyor. Akşam elinizde çay bardaklarınızla (evet yaptık) evden çıkıp adanın ucundaki terkedilmiş bara doğru yürüyüşe çıkabilirsiniz.


Evimizin sokağı
Gelelim bizim eve. O kadar benimsedik ki bizim ev oldu resmen. İki katlı minik bir Rum eviydi. Merkeze inanılmaz yakın ama aynı zamanda sakin bir yerde, ferah, oldukça temiz bir evdi. Ev sahibimizle iletişimimiz oldukça rahattı. Son gün valizleri evde bırakabilmemiz ayrı bir rahatlık oldu. Oteldeki gibi checkin saati stresi de yaşamadık. Evin Airbnb sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.




Bahçemizin önündeki doğal hayat
YEME & İÇME


Bozcaada'nın meyhaneler sokağı inanılmaz güzel. İnsanı hemen içine alan bir havası var. Ama gel gelelim mezeler 10 tl, karides-kalamar 25 tl. Komik. Maalesef alternatifi de yok. Her yerde fiyatlar aynı. Ama kesinlikle bir gece de olsa yapılması gerekilen bir şey. Size restoran yerine meze önerelim ve girit ezmesi ile rum böreğini mutlaka deneyin diye buraya not düşelim. Ayrıca eğer gözünüze kestirdiğiniz bir meyhane varsa akşam gidip her yerin rezerve olduğunu görüp üzülmeyin. Sabah plaja gitmeden gidip rezervasyonunuzu yaptırın.
Biz mezelerin pahalılığına sinir olup ikinci akşam çok güzel kendi mezelerimizi yaptık. Mutfaklı evin faydaları.


Yeme içme deyince bizim uzmanlık alanımız olan tatlılara geliyor sıra. Çiçek Pastanesi adanın en meşhurlarından biri. Fırını, dondurmacısı, pastacısı..hepsini denedik. Bir çok insan Çiçek Pastanesi'nin Tenedos kurabiyesini önermiş. Eğer damlasakızı sevenlerdenseniz tamam ama biraz olsun sevmiyorsanız çok size göre değil. Biz onun yerine Kavala kurabiyesini tavsiye ederiz. Bir de kurabiye kıvamında badem lokumu var. O da denenebilir. Ama hiç biri bizi kendine aşık etmedi.


Çiçek Pastanesi'nin dondurmacısı ise hayatımızda yediğimiz en doğal dondurmayı yapıyor olabilir. Çikolatası aynı puding kokuyor. Çileği ise zaten önce lila rengiyle sizi çekiyor sonra o inanılmaz doğal tadıyla (bu yazıyı normalde çilekli dondurma sevmeyen biri yazıyor). Ah ama en nefisi muz-bal-badem. Mükemmel!


4 günde Çiçek pastanesinde ne varsa denemiş gibi gözükebiliriz. Ama hayır. Çünkü supangleyi denedikten sonra başka bir şey yemek istemedik. Adeta bir anane pudingi. Nom nom. Son olarak da Bozcaada'nın lokmasını tadın. Çok hafif ve tarçınlı. Hiç ağırlık yapmadan bütün kutuyu bitirebilirsiniz.




Bozcaada Kitapçısı

DENİZ & KOYLAR

Bozcaada'da minibüs ile ulaşımınızı sağlıyorsanız gidebileceğiniz 4 koy var: Ayazma, Sulubahçe, Habbele ve Akvaryum Koyu. Ayazma çok kalabalık, Sulubahçe hafif yosunlu. Akvaryum'a gitme fırsatımız olmadı. Ama Habbele tam anlamıyla mükemmel. Aşık olduk. Size tavsiyemiz koyun sonuna doğru sıfır taş tamamen kum kısma gitmeniz. Bu saydığım koylardan Ayazma dışında hiç birinde tesis yok. Aslında Habbele'de Mitos otele ait bir tesis var ama şemsiye ve şezlongu ayrı ayrı kiralamarıyla kendilerini ne sanıyorlar anlamıyorum. Peki şemsiye olayını ne yapacağız diyorsanız: adada şemsiye satan sadece 1 yer var. Orada da fiyatları 30 ve 60 tl. Eğer arabanızla geliyorsanız kesinlikle Bim'den falan şemsiyenizi alın gelin. (Belki çok para odaklı bir yazı oldu farkındayım ama tatilde gün içinde o kadar fazla kazıklanmayla karşılaşınca insana bir süre sonra hepsi batmaya başlıyor. Oraya gidince anlayacaksınız :)) Koylar oldukça rüzgarlı o yüzden siz de şemsiyesi uçan insanlardan olmak istemiyorsanız büyük taşlarla şemsiyenizi destekleyin.


Bozcaada'nın suyu soğuk şimdi açık konuşmak gerek. Ama değer. Gerçekten değer. Eğer Sulubahçe'ye giderseniz Ayazma'daki restoranlara (iki tane gözlemeci) 3-4 dakikada yürüyebilirsiniz. Ama Habbele'ye giderken tedarikli olmakta fayda var.

ŞARAP VE REÇEL ALIŞVERİŞİ


Öncelikle adada her çarşamba pazar kuruluyor onu belirtelim. Ama onun dışında her gün kuru otlar, reçeller, üzüm ve salamura yapraklar bulabileceğiniz tezgahlar bulunuyor. Biz tezgahlarda satılan reçellerden en çok Karadut reçelini sevdik. Adanın en meşhur reçellerinden biri Domates reçeli. Bunun için ve aslında diğer bütün reçeller için sizi Veli Dede adlı dükkana yönlendireceğiz. Tatilimizin her günü bir şekilde girmek için bahane bulduğumuz bu dükkan çeşit çeşit reçeller, kahvaltılık ezmeler, zeytin yağlar ve üzüm suları ile dolu. Domates ve kabak reçeli almadan bu dükkandan çıkmayın. Ayrıca dükkana girdiğinizde reçellerden deneyebilirsiniz de.


Şarap için de aslında adada bir çok şarap evi var. Yalnız artık yeni gelen alkol yasası ile tadım yaptırmaları yasakmış. (Bunun yerine söyledikleri kafeye gidip 10tlye 10 tane şarap tatmak gibi saçma bir yöntem var. İnsan kafeye gitmeye üşeniyor açıkçası). Biz ada esnafının tavsiyesi üzerine Çamlıbağ Şarapevine gittik.


Veli Dede

Şarap ve reçel dışında ada hediyelik eşya bakımından baya zengin. Bir kaç ikinci el dükkanın yanısıra, kitapçısı ve sıra sıra kurulmuş hediyelik standlarıyla seçeneğiniz artıyor.


BOZCAADA MÜZESİ


Normalde kent müzelerini çok sevmem. Genelde bulunan fosiller ya da deprem verileri serpiştirilmiş ya da bol cumhuriyetli, Türk milleti vurgulu olurlar. Ama Bozcaada müzesi gerçek bir arşiv gibi. Güzelce düzenlenmiş bir çatı katı keyfinde. Eski adalıların; hem Rumların hem Türklerin bir çok günlük eşyasına ev sahipliği yapıyor. Beni en çok Rumların evlilik seremonilerinde taktıkları taçlar (ve bunları muhafaza etmek için elde işlenmiş kutular) ve alt kattaki Bakkaliye bölümü etkiledi. Büyük ihtimalle dedemin çocukluğunun bir parçası olan onlarca çikolata ve gazozu görünce kendimi kaybettim. Müzenin sahipleri de inanılmaz tatlı ve hoşsohbet. Eğer eski eşyalara, tarihi belgelere merakınız varsa Ada Müzesine bir göz atın derim.


Adanın çeşitli dükkanlarında bulunan bu çizimler çok hoşumuza gitti

BOZCAADA'DA YAPILMAMASI GEREKENLER:

Geldik mi gıcık şeylerden bahsedeceğimiz bölüme. Burada başka rehberlerde mutlaka denenmesi gerekenler altında yazılan ama aslında berbat olan şeylerden bahseceğiz.

GÜNBATIMI TURU


Adanın şu meşhuur rüzgar güllerinin yanında günbatımı izlemek istiyoruz. Tamam çok güzel. Ama eğer arabanız yoksa rüzgar güllerine gidebilmenizin tek yolu minibüslerin düzenlediği (kişi başı 20tl) günbatımı turuna katılmak. Sanırım hayatımda gördüğüm en ama en kötü organizasyondu. Fiyatına değmemesini geçtim gereksiz yoran ama aslında hiç bir şey yaptırmayan bir etkinlik. 18.30da kalkan minibüsler sizi öncelikle bir şarap evine götürüyorlar. Burada 5tl karşılığında 3 tane şarap tadıyorsunuz. (Ada halkı nereden para kazanacağını şaşırmış?) Sonra gerçek akvaryum koyu dedikleri yere tepeden bakabileceğiniz bir yere götürüyorlar sizi. Oradan da manastır denilen minik bir kulübeye gidiyorsunuz. Bu arada minibüs şöförü son derece kaba. İşte burası da manastır mı ne diye gülüyor siz minibüsten inerken. Sonra esas gidilecek rüzgar gülleri öncesi ihtiyaç alışverişi için Ayazma plajında duruyoruz. Yine son derece düşünceli minibüs şöförümüz ne ihtiyacınız varsa görün diye bağırıyor. Okul gezisi mi hapishane nakli mi anlamıyoruz. Geldik günbatımına. Sonunda keyif yapacağız derken zaten ne zaman battı da ne zaman hava karardı anlamadan terkar minibüse biniyoruz. Keyifle oturmak da neymiş. Sonrasında karanlık yollarda tıngır mıngır baş ağrılı merkeze geri dönüş var. Ziyan olan bir akşam. Hiç bir şey yapmadan geçirilen 3 saat. Yazık.

Günbatımı da akvaryum koyu da çok güzeldi. Yanlış anlaşılmasın. Ama kendi arabanızla yapacağınız bir gezi bu aslında saçma bir tur aracılığıyla değil.


AYAZMA PLAJI

Burası tesis olan tek plaj olmasıyla sizi çekmesin. Nitekim deniz metrobüs gibi. Her adımda bir insan. Ama bir sürü amca ile denizde yüzmekten hoşlanırsanız bir şey diyemeyeceğim. Ayazma'daki yiyecek içecek satanlar da ayrı komik. Çünkü bir kutu badem ve gözlemenin fiyatı aynı: 10 tl. Seçim size kalmış.

ADA KAFE'NIN MEŞHUR GELİNCİK ŞURUBU


Adadaki bazı şeylerin fazla abartıldığını düşünüyoruz. Bunlardan biri gelincik şurubu. Şimdi iğrençti diyeceğim ayıp olacak. Ama ağzımızın tadını seven insanlar olarak bardağımızı bitiremeden kalktık. Şarabımsı mayhoşluğuyla nedense anlamadığımız bir domates suyumsu tat..Olmamış arkadaş. Bazı şeylerin meşhur olmasına ya da abartılmasına gerek yok. Kalsın. Size tavsiyem kesinlikle denemeyin gerek yok.



Biz açıkçası Bozcaada'ya gitmeden önce "yahu gitmeyin şu günbatımı turuna, gelincik şurubu da neymiş" diyen bir yazı okumayı isterdik. Bu yazı da onun üzerine çıktı. Adayı çok sevdik, çok da güzel vakit geçirdik. Ama pahalılığını, abartısı olmadan nesi güzel neyi kötü bilmeyi hak ettiğinizi düşünüyoruz. Ve tabi ki sizin de tavsiyelerinizi merak ediyoruz. Çünkü kesinlikle tekrar gitmeyi istiyoruz! Beyaz evlerin, güzel renkli kapıların arasında dolanmayı, Çiçek Pastanesinden daha fazla çeşit dondurma yemeyi kim istemez!

Herkese iyi tatiller!

-B

You May Also Like

2 yorum

  1. Paylaşımlarınız harika... ilgi ile takip ediyoruz. daha sık güncellenen paylaşımlar ile sitenizi devamının sürmesini tavsiye ediyorum.

    http://sanayitipicaymakinesi.com/
    http://www.remtamutfak.com/
    Çay Makinesi
    Çay Makinası

    YanıtlaSil
  2. Mor meyhane ye kesinlikle gitmeyin bütün tatil paranızı bir akşam yemeğine alırlar, ara sıcaklara 60tl yazıyorlar.. 3 tane ot mezesi, 2 ara sıcak, 2 bira 200TL hesap geldi. Balık yok, rakı yok, zabıtaya şikayet edeceğim burayı..

    YanıtlaSil