Karaköyleştiremediklerimizden misiniz: Balat

Balat tam eline fotoğraf makinesi alınıp kaybolmalık bir yer. Son zamanlarda Balat'ın da hipsterlaşması şimdilik Karaköy'de olduğu kadar hızlı olmayacak gibi gözüküyor. Hala daha mahalle dokusu hakim (tabi kim bilir ne kadar sürer). Biz şimdilik mini bir gezi yaptık. Eski yıkık dökük binaların arasında ilginç bir şekilde Tuçe olmadan yolumuzu bulduk. Bir dahaki sefere Çarşamba ve Fatih'i da katarak gezmeyi planlıyoruz. 

Bence İstanbul'un en güzel binası Fener Rum Lisesi. Uzaktan gördüğünüzde inanamıyorsunuz, zaten yakınına geldiğinizde kelimeler kifayetsiz. 


Aslında Balat'a vardığımızda ilk durağımız Coffee Department oldu. Ben heyecandan ilk Rum Okulunu koymak istedim :). Coffee Departmantın sahibi çok sevimli ve ilgiliydi ama açıkçası öyle "mahallemizin kahvesi" diye takılan bloggerları pek anlayamadım. Dediğim gibi Balat hala mahalle havasında ve bu kafede mahalleye entegre olamamış bir hal var. Almışsın havadan koymuşsun gibi.
Kahvesi güzeldi ama bir Manuel değil tabi. 

**




Bayıldığımız iki antikacıdan biri Büyülü Fener. Orası burası karıştırmalık..fiyatları da çok uçuk değil. Bir dahakine yılbaşı hediyeleri almaya gidilecek not düşülsün!





Büyülü Fener'in sokağının hemen başında seramikten şirin Balat evleri bulunan Balart Sanatevi.
Bir diğer antikacı da Naftalin Eskici Dükkanı. Nereden çıkacakları belli olmayan kedileriyle pek tatlı. 





**


Naftalinden devam ettiğinizde hemen köşede yer alan Ragn Roll çok sevimli görünmesine rağmen çok tatmin etmedi bizi. Hala daha favori ikinci el kıyafetçilerim My Pera ve Sentetik Sezar.
                                                                          **
Son durağımız ise Fener Rum Patrikhanesi oldu. Aynı anda hem mütevazi hem de çok etkileyici bir yer. 
Partikhanenin bahçesindeki kedilere ve yolda bizi durdurup Yabancı Damat dizisinde oynadığını anlatan amcaya selam olsun. Balat keşiflerimiz bitmedi yeni başladı. Bir dahaki sefere görüşmek üzere. 



-B

Share:

0 yorum