Paris Postası: Gezelim Yiyelim

by - 4/25/2016


Yine gezdik yine yedik. Paris serimizin ilki olan mekan önerileri ile karşınızdayız!

Croissant Meselesi
O kadar Paris'e gelmişsiniz, bir kere sakın öyle gidip Paul'da falan croissant yemeyin. Yazık. Şimdi size iki yer söyleyeceğim ikisi de birbirinden güzel. Ben böyle croissant yemedim arkadaş diyecek ve bana teşekkür edeceksiniz. (İvit iddialıyım!)


Gontran Cherrier
7 gün Paris'te kaldık 5 gün falan buraya gittik sanırım. Bir kere Parislilerde çok nadir görünen "nazik, kibar, insansever" gibi özelliklere sahip insanlar tarafından işletiliyor. Çok ilginç. Bulunması zor insanlar. Neyse. Lafımı da sokarım. Neyse öhm. Croissant'a geliyorum tamam. Konumuz bademli croissant. Hastasıyım. Abimiz Ayhan Sicimoğlu gibi. Size şöyle söyleyeyim sadece o kıtır kenarını bile ısırdığınız zaman "oha bi dakka" oluyorsunuz. Ya ucu bile tatlı. İçi bol badem ezmesi dolu. Asla yağ tadı almıyorsunuz. Kocaman zaten. Çay severlere çayı da çok güzeldi. Çay önemli tabi. Önerim sabah gitmeniz. Sonra kalmayabiliyor.



134 r.d.t Boulangerie-Pâtisserie
Burası diğerine nazaran minicik bir pastane. Pastane bile denemez belki böyle minik bakkalımsı bir yer. Sanırım tat olarak bi tık yukarıda (daha iyisi olamaz derken çıktı karşımıza). Daha bol badem ezmeli mesela. Ay düşündükçe fena oluyorum. İkisine de mutlaka gidin. GİDİN!
Et ve Patates Meselesi 



Robert et Louise
64 Rue Vieille du Temple, 75003 Paris
Bu mekan da Anthony Bourdain abimizin önerisi (fiyatları 20 euro civarı ve kallavi et yani). İnanılmaz tontiş lokal bir restoran. Böyle yan tarafta hemen odun ateşi. Açık mutfak zaten görüyorsunuz her şeyi. Garsonlar tontiş. Duvarlar taş. Loş bir ortam. İlkin bey mest oldu zaten. Rezervasyon şart haberiniz olsun bir gün önceden arayın!




Le Vin de Bellechasse

Mesela Orsay'a gittiniz, açıktınız. Tamam süper. Hemen yakında aşırı güzel et yapan bir restoran var. Takip edin gidiyoruz! ... tam öğle vakti giderseniz tıkabasa dolu ama böyle saat 1 gibi falan giderseniz de bomboş olan yani ortası olmayan bi mekan. Arkadaşlar bir kuzu yapıyor..Ya biri allahaşkınıza Ayhan Sicimoğlu'nun "bakın yemiyorum yanında yatıyorum" anının gifini yapsın. Bi tek o anlar beni şu anda. (Bütün yazı ona referansla geçecekti..) Evet kuzu öyle bi kuzu. Yatabilirsiniz yanında. Ki ben normalde kuzu yemeyen insanlar grubundanım. Ama belki de esas konuşmamız gereken pirzolanın yanında gelen o püre. Püre de neymiş demeyin. Ben hayatımda o kadar güzel bir püre yemedim. Biz bi de şımarıklık yapıp patates kızartması da söyledik. Çünkü patates aşkı ve açgözlülük.

Balls


Fransız hipster köftecisine de gitmedik demeyiz. Hipster mipster ama köfte baya başarılıydı. Moulin Rouge'a yakın bir şubeleri var. Köfteleri böyle sulu sulu inanılmaz güzel. Sosunu ve yanına gelecek meze mi denir artık neyse onu ayrı seçebiliyorsunuz. Biz hem yoğurtlusunu hem de domateslisine denedik ikisi de çok güzel. Ortaya da yeşil mercimek salatası gibi bir şey aldık o da güzeldi. Tek derdi belki de bütün Paris kafelerinde olduğu gibi insanlarla kıç kıça oturmak ve iki kişiyken size asla 3-4 kişilik masa vermemeleri (Ya sizi bilmiyorum ama ben baya takıyorum böyle şeylere). Parislilerin olmayan personal spaceine selam olsun.

Kahvaltı



Eggs and Co

Paris'te gittiğimiz ilk yerin İngiliz olması :)) Egg benedict sevenler koşarak gidin buraya. Somon fümeli egg benedict inanılmazdı! Ayrıca yanında Fortnum and Mason çay vererek bizi mest ettiler.
(photo: poachedmag)


Starbucks. Evet doğru duydunuz Starbucks
26 Avenue de l'Opéra, 75001 Paris, Fransa

İlkin bana ilk starbucksa gidicez dediği zaman yok artık ne starbucksı olmuştum. Ama burası sanırım gittiğimiz en güzel kafelerden biriydi. Burası Opera Starbucks'ı. İçerisi adeta saraydan çıkma. Duvarlar, tavanlar.. Haftaiçi sabah saatlerinde gidebilirseniz tadını çıkarırsınız. Hiç bi starbucks önereceğim aklıma gelmezdi..


Ortaya karışık bi takım dükkanlar



Nasıl sınıflandırsam bilemedim. Mesela G. Detou adlı bir şarküteri var. Onun hemen yakınlarında Kiliwatch adlı vintage dükkanı. Biraz pahalı olsa da belki siz bizden daha zenginizdir. Diğerlerine göre çok daha nezih bir vintage dükkanı.



E. Dehillerin
bizim gibi Julia Child sevenlere gelsin. Ya da genel olarak yemek yapmayı sevenler de olur. Mutfak araç gereçlerinden oluşan bir nalbur gibi içerisi.



Les Deux Magots
 girdiğimiz en saçma dükkanlardan biriydi. Eski oyuncaklar, yüzükler, eski defterler, kutular bir sürü şey var.



Ev dekorasyonuna meraklıysanız Fleux’ Marais bölgesinde. Galiba 5-6 dükkandan oluşuyor. Çok ucuz olduğunu söyleyemem ama dolaşması bile eğlenceli.

Reçel alacaksanız yine Marais bölgesindeki La Chambre Aux Confitures tavsiyemiz. Vodkalı armutlu reçeli İlkin Bey'in favorisi. İyi bir hediye alternatifi olabilir sizin için.



Skincare Alışverişi Önemli!

Citypharma 
Malum Fransız cilt bakım ürünleri meşhur. Avene, La Roche Posay, Nuxe..Peki bunları nereden alacağız. Şimdi aslında girdiğiniz her eczanede bulabilirsiniz bunları. ANCAK! Mesele bunları ucuza almak. Bunun için de adresiniz City Pharma. Mesela normal bir eczanede 9 euro olan ürünü burada 5 euroya bulabiliyorsunuz. Tabi ki durum böyle olunca içerisi çok kalabalık oluyor. Erken gitmek şart. Biz ilk gittiğimizde saat 3 civarıydı ve içeriye girmemizle panik ataklık olmamız bir ordu. Ama eğer 9-10 gibi giderseniz sakin oluyor. Gitmeden almak istediğiniz ürünlerin listesini çıkarın, screenshotlarını alın. Rafların arası var ve durup uzun uzun bakma gibi bir lüksünüz olmayabilir. Bakabilseniz bile ürünlerin açıklamaları hep fransızca. O yüzden screenshot almak en iyisi.



Pasajlar



Paris dedin mi akla pasajlar gelecek. Modernitenin başlangıcı. Vitrinlerin doğduğu yer pasajlar. Şimdi ne kadar sıradan gelse de o zamanın (19.yüzyıl) bütün tüketim alışkanlıklarını değiştiren efsanevi buluş. Tamam içimdeki sosyoloğu susturuyorum. Ama buradan Walter Benjamin amcamıza selam olsun Passage du Grand Cerf'e bir uğrayın.


Turistik nereye gitmeli?


 Turistik olsa bile çok keyif alabileceğiniz yerler var Pariste. Meselaa



Angelina



Tatlılarının diğer pastanelerden çok çok daha güzel olduğunu iddia edemem. Diğerlerine göre pahalı mı evet. Ama değer mi değer. Angelina'ya geçen yaz da gitmiştim yine aynı keyfi aldım. İçeride oturmak cidden çok keyifli. İnsan kendini cidden Paris'te hissediyor. Şiddetle öneriyorum. Ayrıca shopuna kesin uğrayın. Çikolataları, kutuları nom nom. Ayrıca kurtarıcı hediye alternatifi cenneti.



Shakespeare and Company


Duymayan kalmamıştır sanırım? Bir kere sadece defterleri ve bez çantaları için gidilir. Şehirdeki ingilizce kitap satan diğer kitapçılara göre fiyatları daha ucuz. Özellikle üst katı çok çok güzel. Popüler olmayı hak ediyor. Çok güzel bir yer.



Sacre Coeur



Eğer yüksek bir yerden Paris manzarası görmek istiyorsanız bence çok güzel bir alternatif Sacre Coeur. Zaten yapı kendi halinde çok güzel. Eğer bizim gibi pazar ayinine denk gelirseniz sizden şanslısı yok çünkü cidden çok etkileyiciydi. Ayrıca Montmartre bölgesinde turist kalabalıklarından uzaklaşıp ara sokaklara dalarsanız oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Minik peynir dükkanları ve kafeleri olan bir bölge. Ben bir daha gitsem kesinlikle vaktimin hepsini Marais ve Montmartre bölgelerinde geçirirdim.


Ladure



Turistik muristik adamlar cidden macaronu çok iyi yapıyor. Ben açıkçası öyle ölüp bitmem macaron diye ama burada yiyince anladım ki başka yerde yediklerim macaron değilmiş. Yine sizi Paris'te hissettiren yerlerden.



Müzeler


Ben hayatımda Louvre kadar manasız bir müze görmedim. Sadece onu eleştiren uzuuuun bir yazı yazabilirim. Eğer kısa süreliğine Paris'e giderseniz Louvre'u es geçin. Çok ciddiyim. Zaten asla hiç bir şekilde gezemiceksiniz. Verdiğiniz 15 euro ile gider tam 6 tane croissant alırsınız. Ben gittiğime pişmanım. Neyse düşündükçe sinirleniyorum. Ben en iyisi sevdiğim müzeden bahsedeyim.



Orsay 



Almışlar böyle sevdiğim her şeyi içine koymuşlar sanki ya. Van Goghlar, Degaslar, Manetler..Ayrıca sembolizm gibi daha yakın dönemlere ait kısımları da çok güzel. Heykel bölümü çok çok güzel. Hani cidden ideal müze boyu ya. Yormuyor sizi. Tontiş tontiş geziyorsunuz. Oh be.


Picasso Müzesi

Bizim vaktimiz olmadı ama bahçesi bile içimizi açtı. Marais bölgesinde dolanırken zaten illaki karşınıza çıkacak. Pazar günleri de bedavaymış haberiniz olsun.

Opera



Operayı da bu kategoriye aldım. Saray gibi bir yer. Denk gelirseniz belli günlerde gösterilerin daha ucuz biletler için satışlar oluyor. Genelde 5 gibi sıraya falan girmek gerekiyor emekli amcalarla yarışmak için. Ama konser izlemeyezseniz bile mutlaka operanın içini gezin. İster turla ister tek başınıza gezebiliyorsunuz. Girdiğiniz ilk andan itibaren sizi büyülüyor zaten. Prova yapan müzisyenlere denk gelirseniz o da ayrı tatlı.



Bonus: Ayhan Sicimoğlu abimizin Paris gezisi 



Bonus 2: Hastasıyız!



Paris'te nasıl hayatta kalınır adlı 2. bölümümüzde görüşmek üzere! 
-B

You May Also Like

0 yorum